sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2012 Pazartesi

Berlin Kaplanı




Ankara'da hatta yurdun tümünde soğuk hava şartları, kar, buzlanma devam ediyor. Ziyadesiyle sıkılmış durumdayım bu havalardan. Arabayla bir yere gitmek artık macera aramak gibi, spora gidemiyorum, gezmeye ancak kapalı alanlara ulaşımın kolay olduğu yerlere gidebiliyoruz. Bu havalar özgürlüğü kısıtladığı gibi bir ruh hali getiriyor insana, istediğin an istediğin yere gidemeyeceğini düşünüyor kendini cendereye sıkışmış gibi hissediyorsun.



Ve biz yine ne yapalım, ne yapalım diye düşünüp bu hafta vizyona giren Ata Demirer'in filmine gittik: Berlin Kaplanı.



Aslında beklentilerle belki doğrudan ilgilidir ama ben beğendim bu filmi. İnsanların hiç gülmedim, oyunculuklar kötüydü, öyleydi, böyleydi demesi de herhalde eşiği yüksek tutmuş olmalarından kaynaklanıyor.



Ben Ata Demirer filmlerine giderken sadece eğlenceli ve sıcak bir hikayeyle karşılaşmayı bekliyorum, bunda da aynı beklentiyle gittim ve bir pazar günü hoşça vakit geçirmiş olarak sinemadan çıktım. Filmin son sahnelerinde ise gözlerim dolmadı desem yalan söylemiş olurum.



Özellikle Ata Demirer'in oyunculuğu, Antalya-Kemer-Adrasan'ın güzellikleri, aile sıcaklığı görmek isteyenler buyursunlar sinema salonlarına!



*Fotoğraf internetten alıntıdır.




15 Ocak 2012 Pazar

Zenne-Dancer












2011 yılı Altın Portakal Ödülleri sonrasında Ayşe Arman'ın bir röportajı dikkatimi çekmişti. Zenne isimli filmden ve Türkiye'deki eşcinsellerin durumundan bahseden bir röportajdı, Ayşe Arman filmi yere göğe koyamıyordu. Konu özellikle ilgimi çekti. Türkiye'de böyle bir işin yapılması öncelikle cesaret işi gibi geldi ve o zaman aklıma yazdım bu filme gitmeliyim diye ve cuma günü bu film vizyona girdi.


Ne diyeyim, öyle dokunaklı, öyle vurucu ki! Film bitince içime bir şey oturdu. Epey bir süre yerimden kalkamadım.


Filmde eşcinsel Ahmet'in öyküsü var, Alman fotoğrafçı Daniel'ın öyküsü var, Zenne Can'ın öyküsü var. Üçü de ayrı ayrı sarsıcı hikayeler. Daniel batılı yüz olarak biseksüel ve bunu ailesine itiraf etmiş gönül rahatlığıyla yaşıyor, Ahmet ise Urfalı ve kimliğini ailesinden gizliyor. Daniel ise ona sürekli dürüst olmasını salık veriyor "dürüst olmak en kolay yoldur" diyerek. Fakat Ahmet itiraf ettiği anda bir töre cinayetine kurban gidiyor. Ahmet gerçek hayattan alınma bir karakter ve 26 yaşında babası tarafından eşcinsel olduğu için öldürülüyor.




Öte yandan Daniel'ın Afganistan'daki fotoğrafçılık günlerine dönülüyor fakat onun da acıklı bir hikayesi var. Zenne Can'a gelince Can aseksüel, seksle ilişkisi yok, dans ediyor, efemine hareketleri var fakat gay değil, İzmirli bir ailesi var ve neredeyse hapis hayatı yaşayacak kadar onu koruyorlar. Örneğin Ahmet gay olmasına rağmen gayet "normal" görünümlü bir erkek. Aslında bu filmin bir misyonu da bence bu mesajı vermek olmuş, her efemine hareketi olan insan gay olmayabilir, malum toplumumuzda etiket yapıştırmak bir hayli kolay. Filmdeki aksiyon sahnelerine Zenne Can'ın dans görüntüleri de eşlik ediyor, bu da hikayenin anlatımına süs olmuş.

Bir diğer üzerinde durulan nokta ise askerlikle ilgili. Bu konuda da hayli dikkat çekici sahneler ve dialoglar var filmde.



Hikayesi, kurgusu, sahneleri ve karakterleriyle Zenne bambaşka bir dünyaya kapı aralamak için izlenmeli! Üzerinde uzun uzun düşünülmeli!